18 Eylül 2011 Pazar

SAĞLIKLI İLİŞKİLER




SAĞLIKLI İLİŞKİLER

Yaşadığımız ortam, çevre sağlıksız ilişkiler ile çalkalanıyor. İş yerleri, aileler, evlilikler, okullar, filimler sürekli bozuk ilişlilerle dolu. İşte gazetelerin 3.sayfalarından birkaç haber:

-Eşinin parçalarını buzdolabında sakladı.
-Boşanmak isteyen eşini altı yerinden bıçakladı.
-Köpeği için arkadaşını baltayla parçaladı.
-Babasını öldürdü, annesini yaraladı.
-Ortakların borç kavgası cinayetle bitti.

Daha fazla içinizi karartmaya ve moralinizi bozmaya niyetim yok. Ancak bizi kuşatan bu bozuk ilişkiler yığınının farkında olmamız gerekmektedir. Belki aldığım örnekler çok aşırı 3.sayfa haberleri ama bozuk ilişkiler her yerde.

Bu konuda çok uzaklara gitmeye gerek yok. Komşularınızı, akrabalarınızı hatta kendi ilişkilerinizi düşünün. Nasıl gidiyor? Akrabalarınız ile ilişkileriniz nasıl? Aile içi geçimsizlik yaşıyor musunuz? Çocuk veli ilişkileri hangi düzeyde? Ya da aksi bir komşunuz var mı? Ya da iş arkadaşınızdan ne haber? Bunca bozuk ilişki silsilesi içinde RAB Tanrı’mız bizlerin iyi ve mutlu ilişkiler içinde olmamızı istiyor. Sağlıklı birer Hıristiyan, Mesih takipçisi olarak sağlıklı, ilişkiler içinde olmamız gerekmektedir.

Sağlıklı ilişkilerin sırrı bakacağımız ayetler içinde bulunmaktadır. Yuhanna bölümünde bulunan ve İsa’nın öğrencilerine söylediği bu sözler bugün bize söylenmektedir. Eğer sağlıklı Hıristiyanlar olarak sağlıklı ilişkiler içinde olmak istiyorsak bu ayetleri sadece duymak değil yaşamakla yükümlüyüz. İsa Mesih bu sözleri üst odada akşam yemeği sırasında söyledi. Yemekten kısa bir süre sonra acı çekecek ve acımasızca çarmıha çivilenecekti. Üst kattaki odadan ayrılmadan hemen önce İsa öğrencilerine döndü ve şöyle dedi:     

Yuhanna 13:34-35
“Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin”.

“İSA’NIN BİZİ SEVDİĞİ GİBİ SEVMEK!”

Bazılarına göre bu yeni bir buyruk değildir. İsa’dan yaklaşık 1400 yıl önce Musa Peygamber aracılığı ile verilen sözün yeniden hatırlatılması olarak değerlendirirler.

Levililer 19:18 Komşunu kendin gibi seveceksin”.

O halde bu gerçekten yeni bir buyruk mu değil mi? EVET kesinlikle yeni bir buyruktur. Sadece söyleyenin İSA MESİH olmasından dolayı değil içerikle ilgili olarak yenidir. Tekrar okuyalım!  

“Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin”.

Burada bahsedilen sevgi AGAPE sevgisidir. Üstün bir sevgidir. Bencil olmayan, fedakâr sevgidir. Bu tip sevgi daha önce kimse tarafından gösterilmedi. Ama İsa Mesih tam olarak bu sevgi ile doluydu ve insanlara gösterdi. Yuhanna “Tanrı Sevgidir” der. Ve İsa Mesih “Ben’i gören Baba’yı görmüş olur” dedi. İsa Mesih Tanrı’nın harika sevgisinin sanki vücut almış halidir.
   
Bu sevgi, yani karşılıksız sevgi benim ve sizin gerçekten İsa Mesih’in öğrencisi olup olmadığımızın bir işaretidir. Şu ayete dikkat edin:

Yuhanna 13:35Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.”

Peki bu karşılıksız Agape sevgisi nedir? Birlikte bakalım!
Yuhanna İsa’nın sevdiği öğrencisiydi. Buna şüphemiz yok. Yuhanna kusursuz bir kişi değildi. İki örnek verelim. Sigortası hemen atan, sabırsız sinirli birisiydi.

Luka 9:51-54
Göğe alınacağı gün yaklaşınca İsa, kararlı adımlarla Yeruşalim`e doğru yola çıktı. Kendi önünden haberciler gönderdi. Bunlar, kendisi için hazırlık yapmak üzere gidip Samiriyeliler`e* ait bir köye girdiler. Ama Samiriyeliler İsa`yı kabul etmediler. Çünkü Yeruşalim`e doğru gidiyordu. Öğrencilerden Yakup`la Yuhanna bunu görünce, “Rab, bunları yok etmek için bir buyrukla gökten ateş yağdırmamızı ister misin?” dediler. Ama İsa dönüp onları azarladı. Sonra başka bir köye gittiler”.
Bu Yuhanna’nın tek kusuru değildi.
Markos 10:35-45
Zebedi`nin oğulları Yakup ile Yuhanna İsa`ya yaklaşıp, “Öğretmenimiz, bir dileğimiz var, bunu yapmanı istiyoruz” dediler. İsa onlara, “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu. Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver dediler. Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz dedi İsa. “Benim içeceğim kâseden siz içebilir misiniz? Benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olabilir misiniz?” Evet, olabiliriz dediler. İsa onlara, “Benim içeceğim kâseden siz de içeceksiniz, benim vaftiz olacağım gibi siz de vaftiz olacaksınız” dedi. “Ama sağımda ya da solumda oturmanıza izin vermek benim elimde değil. Bu yerler belirli kişiler için hazırlanmıştır.” Bunu işiten on öğrenci Yakup`la Yuhanna`ya kızmaya başladılar. İsa onları yanına çağırıp şöyle dedi: “Bilirsiniz ki, ulusların önderleri sayılanlar, onlara egemen kesilir, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler. Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda büyük olmak isteyen, ötekilerin hizmetkârı olsun. Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun. Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
Tek kusurlu öğrenci Yuhanna değildi. Diğer öğrenciler de bir çok kusur ile dolulardı. Ama İsa Mesih onları karşılıksız olarak seviyordu. Ve onlara da buyruk verdi “Beni sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin”
Karşılıksız sevmek demek, kişileri hatalarına, kusurlarına rağmen sevmektir.

İsa’nın ele verildiği geceyi iyi biliyoruz. Yahuda gelip bir öpücükle İsa’ya ihanet etti. Ama İsa Mesih yapabileceğini yapmadı. Dilerse yardımına on binlerce melek gelebilirdi. Ama o bizi öyle sevdi ki hayatını verdi. O yaşamını ancak kendi verir ve geri alabilirdi.

Matta 26:69-75 ‘de Petrus’un inkarını okuyoruz.
Petrus ise dışarıda, avluda oturuyordu. Bir hizmetçi kız yanına gelip, “Sen de Celileli İsa`yla birlikteydin” dedi. Ama Petrus bunu herkesin önünde inkâr ederek, “Neden söz ettiğini anlamıyorum” dedi. Sonra avlu kapısının önüne çıktı. Onu gören başka bir hizmetçi kız orada bulunanlara, “Bu adam Nasıralı İsa`yla birlikteydi” dedi. Petrus ant içerek, “Ben o adamı tanımıyorum” diye yine inkâr etti. Orada duranlar az sonra Petrus`a yaklaşıp, “Gerçekten sen de onlardansın. Konuşman seni ele veriyor” dediler. Petrus kendine lanet okuyup ant içerek, “O adamı tanımıyorum!” dedi. Tam o anda horoz öttü. Petrus, İsa`nın, “Horoz ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin” dediğini hatırladı ve dışarı çıkıp acı acı ağladı.

Yahuda da İsa’yı ele verdi ve kendini astı. Petrus’da aynısını yapabilirdi. Ama Pavlus İsa’nın dirilince diğer öğrencilerden önce Petrus’a göründüğünü yazar. Neden Petrus hayatına Yahuda gibi son vermedi? Çünkü o İsa Mesih’in karşılıksız sevgisini gördü. Bu Tanrı’sal sevgi ona umut verdi.

Şöyle düşünebiliriz. Ama ben İsa Mesih gibi sevemem ki! Doğru O’nun gibi sevemezsiniz, ben de sevemem. Böyle bir sevgi Tanrı’dan gelen bir armağandır. Pavlus’un kaleme aldığı şu sözleri okuyalım.

Romamlılar 5:5Çünkü bize verilen Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı`nın sevgisi yüreklerimize dökülmüştür”.   

Tanrısal sevgi yüreklerimize dökülmüştür. Biz karşılıksız sevdiğimizde, hatalara rağmen sevdiğimizde sevinç buluruz.

Yuhanna 15:9-11
Baba`nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam`ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi... Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.

Kardeşler işte bu bozuk ilişkiler dünyasında yaşayan biz Hıristiyanlar için bir sırdır. KARŞILIKSIZ SEVMEK! Böylece mutlu ve sağlıklı ilişkilerle yaşamaya devam edebiliriz.

HATTA İSA MESİH DÜŞMANLARIMIZI BİLE SEVMEMİZİ BUYURDU. BU ANCAK AGAPE SEVGİSİ İLE MÜMKÜNDÜR. HATTA DÜŞMANLARIMIZI BİLE SEVMEMİZ MÜMKÜNDÜR!

Sizin hayatınızda sizi karşılıksız seven birileri var mı?

Eğer böyle biri varsa ona bir teşekkür kartı yazın. Belki ailenizden, belki arkadaşlarınızdan belki de kilisenizden birisidir. Ona karşılıksız sevgisi için bir teşekkür harika olur. Böyle kişilere teşekkür etmek için cenaze törenlerini beklemeyelim.

Eğer bugün sizi böyle karşılıksız seven birisinin olmadığını düşünüyorsanız size öyle birinin varlığından bahsedebilirim. İSA MESİH’İN KENDİSİDİR. O SİZİ ÇOK SEVDİ.  


15 Eylül 2011 Perşembe

Sağlıklı ve Dengeli Yaşam



Bazı günlerim çok yoğun geçer. Cuma günü sabah işe gittim. Güne dua ile başladık. Rutin günlük işlerimi yaptım. Öğlene doğru değerli bir kardeş ziyaretime geldi ve birlikte biraz plan program yaptık. Ardından oğlumuz için bir sanat atölyesi ile görüşmeye gittik. Oradan döndükten sonra tekrar çalışmaya başladım. İşten çıktım ve eve gittik. Bu arada uydu alıcımızla ilgili bir sorun için tamircileri bekledik. Ardından başka bir ürün teslimi için başka birisi kapıyı çaldı. O arada ben Pazar günü için vaaz hazırlamaya çalışıyordum. Çünkü akşam bir aileyi ziyaret edecek ve oğlumuz hafta sonu için oraya bırakacaktık.  Biz de aynı gece İstanbul’a doğru bir toplantıya katılmak üzere trene yetişecektik.

Bu anlattığım haftanın sadece bir günü!!! Sizin de buna benzer günleriniz oluyordur sanırım. Hatta yemek yemeyi bile ihmal ettiğimiz günleriniz oluyor mu? Cuma günü öğlen yemek yemeye bile zamanım olmadı.. Ya da hızlıca bir ayak üstücüde bir döner alırsınız ve çiğnemeye bile zamanınız olmaz. Bu sağlıklı kalmak için uygun bir tarz değildir.
Telefon her zaman, her yerde yanımızdadır. İsteyen herkes her an bize ulaşır. Hatta bazen duşa giderken bile cep telefonunuzu yanınıza almanız gerekir. Yemek yerken çalar ve yemeğiniz buz gibi olur. Ne kadar stres veren bir düzen içinde yaşıyoruz.     

Markos 6:30-46 ayetlerini inceleyeceğiz. Çünkü günümüz problemine benzer bir resim var ama aynı zamanda ihtiyaç duyduğumuz çözüm de mevcuttur. Sağlıklı ve dengeli bir yaşam nasıl olmalı?

Kutsal Kitabımızı açıp Markos 6 bölüm 30.ayetten başlayarak okuyalım.
Markos 6:7 On iki öğrencisini yanına çağırdı ve onları ikişer ikişer halk arasına göndermeye başladı. Onlara kötü ruhlar üzerinde yetki verdi.
İsa Mesih öğrencilerini görevlendirip hizmete gönderiyor.
Markos 6:12-13 12 Böylece öğrenciler yola çıkıp insanları tövbeye çağırmaya başladılar.
13 Birçok cin kovdular; birçok hastayı, üzerlerine yağ sürerek iyileştirdiler.

Harika işlere tanık oldular. Bereket üstüne bereket geliyordu. Ama bir problem vardı. İsa bunu fark etti.

Markos 6:31….  İsa onlara, "Gelin, tek başımıza tenha bir yere gidelim de biraz dinlenin" dedi. Gelen giden öyle çoktu ki, yemek yemeye bile vakit bulamıyorlardı.

Öğrenciler o kadar meşguller ki yemek yemeye zaman bulamamışlardı. 7/24 hizmet, çalışma, koşturmaca…
Siz ne kadar uzaklaşmaya çalışsanız da işler, sorumluluklar, hizmetler peşinizden gelecektir. İsa’nın öğrencilerinde de olduğu gibi.  Bu tarz hayat biçimi gitgide yaygınlaşıyor. Ne zararı var ki? İyi şeyler yapmak için harcanan zaman… Ama yapılması gerekenler çok fazla, aşırı miktarda. Sonu gelmez. Meşguliyet o kadar yaygınlaştı ki küçük yaştaki çocuklar bile yoğun bir hayat içinde yaşıyorlar.
Bir baba 4.sınıfa giden oğluna bir gün balık tutmaya gitmeyi önerir. Beklediği cevap “harika, hemen gidelim” dir. Ancak çocuk; “Baba bu hafta bu kitabı bitirmem gerek, okuldan geldiğim zamanlar ev ödevlerimi tamamlamalıyım. Pazartesi akşam hentbola, Salı akşam gitar kursuna, Çarşamba İngilizce ve Perşembe de tekvandoya gitmeliyim. Cuma arkadaşım geliyor ve Cumartesi de sanat kursunda olmalıyım. Belki Pazar kiliseden sonra biraz zaman bulabiliriz” der. Yoğunluk her yaşta…      

Markos 6:34 İsa tekneden inince büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Çobansız koyunlara benzeyen bu insanlara acıdı ve onlara birçok konuda öğretmeye başladı.
İsa Mesih halka “birçok konuda” öğretti. Sadece Tanrı’nın Egemenliği, ya da kurtuluş hakkında demiyor. Bir çok konuda… Belki hayat ile ilgili, belki zamanın kullanılması, ya da önceliklerimiz hakkında öğretmiş olabilir. Birçok konuda diyor Kutsal Kitap. Bu olay elbette hepimizin çok iyi bildiği bir parçadır. 5000 kişiyi mucizevî bir şekilde doyurmak çok dikkat çekicidir. Ancak aynı anlatım içinde yapılan vurguları gözden kaçırmayalım. Yapılması gereken çok ve harika işlerden dolayı “Yemek yemeye zaman bulamıyorlardı”. Sağlıksız ve dengesiz yaşamlar…  Ne zaman uzaklaşmaya çalışsak peşimizden gelecekler…

PEKİ, ÇÖZÜM NEDİR?
MARKOS 6:45-46 45 Bundan hemen sonra İsa öğrencilerine, tekneye binip kendisinden önce karşı yakada bulunan Beytsayda'ya geçmelerini buyurdu. Bu arada kendisi halkı evlerine gönderecekti. 46 Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı.
Sağlıklı ve dengeli bir yaşam için yapılacak şey, Tanrı ile baş başa bir zaman geçirmek için DAĞA çıkmak olacaktır.

Peki, dağa çıkınca ne yapacağız? İsa ne yaptı ise biz de onu yapacağız. Babası ile iletişim kurdu. İsterseniz Baba ile dağda geçirilen zamanda neler olabileceğine bir bakalım.

-Eminim ki İsa Mesih’i dağda huzurunda durduğu Baba Tanrı tarafından güçlendirdi.  Aslında her yerde Tanrı’nın huzurunda değil miyiz? Evet O’nun varlığı her yerde. Ancak olan bitenler ve yapılması gerekenler o kadar çok ki Tanrı’nın varlığını bile bazen hissetmiyor olabiliriz. O halde dağa çıktığınızda cep telefonunu kapatın, bilgisayarın olmadığı bir odaya gidip kapıyı kapatın. İsa Tanrı’yı övmüş, ezgiler söylemiş ve peygamberlik sözlerini tekrarlamış olmalıdır. Kendisinden 1000 yıl kadar önce yazılmış olan Mezmur 16:11’i yaşamış olmalıdır. “11 Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır senin 
huzurunda, Sağ elinden mutluluk eksilmez.”

-Yine dağda gerçekleşecek diğer bir şey dinlenmektir. Çok basitçe Tanrı’nın huzurunda dinlenmeliyiz. 1.Krallar 19’da İlyas’ın çok yorgun ve bitkin olduğunu görüyoruz. Bu durumda Tanrı meleği ile ona bir mesaj gönderiyor. “Ye, iç sonra konuşalım!” Ardından tekrar yiyor ve içiyor aldığı güçle devam ediyor ve Tanrı’nın isteğini “Dağa çık ve önümde dur” sözünü dinliyor. Tanrı konuşuyor o dinliyor..  Ye ve dinlen! YE ve DİNLEN! Dinlen ki kilisede uyuklamayasın J

-Dağda aynı zamanda çok önemli başka bir şey daha oldu bence. Tanrı İsa’dan ne yapması ve ne yapmamasını istedi. Dileklerini açıkladı. Yani İsa Mesih bilgelik kazandı. Nelere evet, nelere hayır demesi gerektiğini öğrendi.
Markos 1:35-3735 Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı. 36 Simun ile yanındakiler İsa'yı aramaya çıktılar. 37 O'nu bulunca, "Herkes seni arıyor!" dediler.
Markos 1:38 38 İsa onlara, "Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim" dedi. "Oralarda da Tanrı sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim."
İsa Mesih babası ile zaman geçirdikten sonra yeni bir yönlendiriş aldı. Neye evet, neye hayır demesi gerektiğini öğrendi. Eğer dağa çıkıp Baba’dan öğrenmezsek ya depresyona düşeriz ya da boşa kürek çekeriz.

TANRI HEPİMİZE HİKMET VE ANLAYIŞ VERSİN! 

10 Ağustos 2011 Çarşamba

RAB’BİN İSTEĞİNİ BİLMEK




Hayatımızın bazı anlarında söylemesi çok zor olan 3 kelime vardır. “Senin isteğin olsun”!
Eğer Tanrı’nın kendi isteklerini bizsiz yaptığını düşünüyorsak dua ederken bu sözleri Tanrı’ya söylemek zor değildir. Ama eğer Tanrı isteklerini bizim aracılığımızla yapacaksa hem de yapılması zor ve korkutucu ise bu sözleri söylemek kolay olmasa gerek.

-Yıllar önce, en az 17 yıl önce kilise olarak bir araya geldik. Müjdeleme üzerine dua ettik, Kutsal Kitap okuduk, çalıştık ve sonra uygulamak için sokaklara çıktık. O zaman yüreğim çıkmak istiyor ama ayaklarım geri gidiyordu. İşte o an “Senin isteğin olsun” demek kolay değildi. 

-Sağlık sorunları ile karşılaştığımızda da RAB senin isteğin olsun demek yine zordur. 

Tanrı’nın isteğini bilmek neden önemlidir? Çünkü yaşantımızın akışını, amacını değiştirir.
Matta 6:10  “Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun”.

İsa Mesih Baba’sının/Tanrı’nın isteğini çok iyi biliyordu ve gökte olduğu gibi yeryüzünde de Tanrı’nın isteğinin gerçekleşmesi için elinden gelen her şeyi yaptı. Hayatının sonuna dek bu amaç ile yaşadı. Getsemani Bahçesi’nde bile “benim değil senin isteğin olsun” diyerek Babasının isteğini yerine getirmeye razı oldu.  

Yakup 4:15, 17 15 Bunun yerine, "Rab dilerse yaşayacak, şunu şunu yapacağız" demelisiniz.
17 Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur.
Biz insanlar genelde kendi planlarımızı isteklerimizi yapmaya dünden hazırız. Ama RAB her adımda bizim kendisine danışmamızı ister. Hatta yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmamak da günahtır. Genel de yaptığımız bazı davranışların günah olduğunu öğrendik ancak Kutsal Kitap yapmadığımız iyi şeyler konusunda da günahkar olduğumuzu öğretiyor.   

Elçiler 1:8 "Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız."
İyi şeyleri, ya da Tanrı’nın isteğini yapmak için yine ihtiyaç duyulan güç Ruh aracılığı ile Tanrı’dan gelecektir. Sadece müjdeleme değil, hizmet, bağışlama ve değişim için Mesih’i dirilten güç bizde de etkin olacaktır.  

Yuhanna 14:12 “Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba'ya gidiyorum”.
Ben kimim ki ne yapabilirim ki diye düşünmeyelim. İsa Mesih O’na inananların da büyük işler yapacaklarını söyledi. İmanla ve gayretle Tanrı’nın işlerini yapmaya hazır olalım.

Filipililer 2:13 Çünkü kendisini hoşnut edeni hem istemeniz hem de yapmanız için sizde etkin olan Tanrı'dır”.

İKİ KONUNUN VURGULANMASI GEREKİR.
1-Tanrı isteklerini Kutsal Kitap aracılığı ile bize iletir. İman etmeli, dua etmeli ve yerine getirmeliyiz.
Markos 8.bölümde Petrus, Tanrı’nın İsa Mesih’in acı çekmesi ve çarmıha gerilmesi ile ilgili isteğini bildiği halde kabul etmek istemedi. Ve İsa Mesih onu azarladı. Çekil önümden Şeytan dedi. Hemen Petrus’u yargılamayalım çünkü bizler de çoğu zaman Tanrı’nın isteğini çok net bir şekilde bildiğimiz halde benim/bizim isteğimiz olsun diyoruz. Biraz Kutsal Ruh’un aydınlatması ile ayetler üzerinde düşünmeye başladığımızda hayatımızın birçok yerinde Tanrı’nın isteğine karşı geldiğimizi göreceğiz.

2-Tanrı bize birçok konuda kendi isteğimizi seçmemiz konusunda özgürlük vermiştir.
İşimiz, eğitimimiz, eşimiz, arabamız, ne yiyeceğimiz…. Eğer Tanrı bize birçok konuda özgürlük vermişse o zaman kendimize bir soru sormamız gerekir.
*Acaba seçimim içinde günah var mı?
Mesela evlilik. Tanrı karşı cinsten bir kişi ile evlenmemizi istiyor. Ve imanlı imanlıyla evlensin diyor. İşte bu bir örnektir. Kimle evleneceğinize karar verecek olan sizsiniz ama Tanrı ana kriterleri bize verir.   
            Eğer Tanrı’nın isteğinin yerine gelmesine izin vermeye alışırsak bir gün bize söylemesi çok zor olan bu sözcük dizisi artık esenlik veren bir dize halini alacaktır.

ŞİMDİ DUA EDELİM:
Tanrım hangi konuda büyümemi istiyorsan o alanda büyüyeceğim.
Tanrım hangi konuda değişmemi istiyorsan o konuda değişeceğim.
Tanrım nasıl biri olmamı istiyorsan öyle bir kişi olacağım.
Tanrım benim değil senin isteğin olsun!

EN İYİ YATIRIM




Bildiğiniz gibi birkaç hafta içinde iki farklı şehirde iki farklı inançtan insanın cenazesine katıldım. Maalesef her ikisinin de son sözlerinin ne olduğunu duyamadım. Ancak az çok yaşadıkları sürece hayat amaçlarından gördüğüm kadar son sözlerinin ne olabileceğini az çok tahmin edebilirim. Her saat birçok insan hayata gözlerini kapatıyor ve acaba son sözleri ne oluyor? Size meşhur birkaç kişinin son sözlerini aktarmak istiyorum.   

Her şey bitti, artık çok geç. - George Gordon Byron 
Ben görevimi burada bitiriyorum. - Albert Einstein 
Ağlayacak bir şey yok. - Konrad Adenauer 
Yüce tanrım ve ölümümün şahitleri: Filozof olarak yaşadım hristiyan olarak ölüyorum. - Casanova 
Ölmek dışında hiçbir şey istemiyorum. - Jane Austen (İngiliz yazar) 
Bir imparator ayakta ölmeli. - Vespasien (Roma İmparatoru, 79)
Tamamlandı-İsa Mesih

Bu “son sözler” aslında insanların ne için ve nasıl yaşadıkları hakkında bize ipuçları verir. Her bir birey bir amaçla yaşar. Daha önce anlattığım bir anekdotu tekrar hatırlatmak isterim.  Genç bir delikanlıya sormuşlar:
-Hey delikanlı hayatın nasıl gidiyor, nelerle uğraşıyorsun?
-Eğitim alıyorum.
-Niçin eğitim alıyorsun?
-İyi bir iş sahibi olmak için.
-Niçin iyi bir iş sahibi olmak istiyorsun?
-İyi para kazanmak istiyorum.
-Niçin çok para kazanmak istiyorsun?
-Elbette yaşamak için.
-Niçin yaşamak istiyorsun???

Her bir birey iyi bir şekilde yaşamak ister. Hatta günlük ihtiyaçları dışında birikimlerde yapmak ister. Yatırımlar yapar, borsadan hisse alır, altın alır, döviz alır…. Elbette ben tasarruf ve birikim yapılmasına karşı biri değilim. Ancak kendimize şu soruyu sormamızı istiyorum.

Ne çeşit yatırımlar yapmak istiyorum?  

Belki birazcık para, belki bir araba iyi bir yatırım olur. Belki bir ev, belki bir eğitim. Harika! Başka var mı? Olmalı!

RUHSAL YATIRIMLAR YAPIYOR MUYUZ?
Kutsal kitapta iyi bir yatırımcı görebiliriz.
Luka 19:1-26 Zakkay. Vergi görevlisi olarak iyi bir birikim yapıp zengin olmuştu. Ama bir gün İsa Mesih ile karşılaştığında gerçek yatırımın ne olduğunu çok iyi anladı. Kutsal Kitap’ta ki en güzel örneklerden birisidir.

Zakkay İsa Mesih’i görmek istiyor ancak çok da halkın arasına karışmak istemiyordu. Hem boyunun kısalığı hem de belki insanlardan çekinmesi sebebi ile bir ağacın tepesinden İsa’yı izlemeye karar verdi. Sanki günümüzde bazı kişilerin tek ayakları ile kilisenin arkadaki kapısında durması gibi. İsa konuşmasını bitirince hemen Zakkay’a yönelir ve onu adı ile çağırır. Zakkay İsa’yı ilk kez duymasına karşın aniden değişir ve sahip olduklarının yarısını dağıtır. İsa ne dedi “Bugün bu evin kurtuluş günüdür”.

Şöyle bir resim canlandırın gözünüzde. Bir kişi kiliseye gelir, müjdeyi duyar ve iman eder. Ardından sahip olduğu servet ile bir kilise binası yaptırmayı ve kiliseye katılan çocukların eğitim masraflarını karşılamayı taahhüt eder. İnanması çok güç değil mi? Ama Zakkay buna benzer bir şey yaptı.
Kars’taki üniversiteye bağış yapmak isteyen bir kişi okula gidiyor. 60 milyarlık bir bağış yapmayı planlıyor. Rektörle konuşup ihtiyaçları ve okulun vizyonunu gören hayırsever bağışı 3 katına çıkarmaya karar veriyor ve anında çeki imzalayıp okula bağış yapıyor. Böyle radikal değişiklikler görmek kolay değildir. Özellikle kiliselerde, Hıristiyan camiada bu tip kararlar görmek en azından Türkiye’de çok sık rastlanan bir durum değildir. Ancak bu tip kararlar büyük kutsama getirir.

Umarım okuduğumuz ayetler ve verilen bazı örnekler gerçek yatırımlar hakkında sizi biraz olsun düşündürdü. Rab hepimize “minalar” yani farklı farklı armağanlar ve yetenekler verdi. Acaba biz bu armağanları kullanarak iyi yatırımlar yapıyor muyuz?

İyi bir yatırım değer kaybetmez!
İyi bir yatırım risk taşımaz!
İyi bir yatırım kendini çoğaltır!
İyi bir yatırım krizlerden etkilenmez!
İyi bir yatırımı güze yemez, pas çürütmez, depremler yıkmaz!
İyi bir yatırım çalınamaz!
İyi bir yatırım ruhsal olandır!

Bir kişi tüm dünyayı kazanırda canından olursa bu neye yarar? (Matta 16:26)
Tahıl ambarları (Luka 12:15-21) OKU!

Ne biriktirdiğimize, ne için biriktirdiğimize dikkat edelim!

Hayat kısa! Ölmeden önce söyleyeceğimiz son sözün anlamlı olması için hala yapabileceğimiz ruhsal yatırımlar için istekli ve gayretli olalım. Efendimiz yakında geliyor ve hesap soracak….

Rab sizleri bereketlesin.
       

29 Mayıs 2011 Pazar

TANRI’YI YÜCELTMEK İÇİN HARİKA SEBEPLERİM VAR!



İnsanlar tanımadıklarıyla iyi bir ilişki sürdüremezler.

Eyüp 22:21-23
21 "Tanrıyla dost ol, barış ki, bolluğa eresin.22 Ağzından çıkan öğretiyi benimse, sözlerini yüreğinde tut.23 Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar”.

Yeremya 9:23-24
23 RAB şöyle diyor: "Bilge kişi bilgeliğiyle, güçlü kişi gücüyle, zengin kişi zenginliğiyle övünmesin. 24 Dünyada iyilik yapanın, adaleti, doğruluğu sağlayanın Ben RAB olduğumu anlamakla ve beni tanımakla övünsün övünen. Çünkü ben bunlardan hoşlanırım" diyor RAB.

Hoşea 6:3
3 RAB’bi tanıyalım, RAB’bi tanımaya gayret edelim”. 

“Bilinmeyen bir Tanrı’ya güvenemezsiniz, hizmet edemezsiniz ve yüceltemezsiniz.”

1.Tarihler 16:25-31
Çünkü RAB uludur, yalnız O övgüye değer, İlahlardan çok O’ndan korkulur. 26 Halkların bütün ilahları bir hiçtir, Oysa gökleri yaratan RAB’dir. 27 Yücelik, ululuk O’nun huzurundadır, Güç ve sevinç O’nun konutundadır. 28 Ey bütün halklar, RAB’bi övün, RAB’bin gücünü, yüceliğini övün,29 RAB’bin görkemini adına yaraşır biçimde övün, Sunular getirip O’nun önüne çıkın! Kutsal giysiler içinde RAB’be tapının!30 Titreyin O’nun önünde, ey bütün yeryüzündekiler! Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz.31 Sevinsin gökler, coşsun yeryüzü, Uluslar arasında, "RAB egemenlik sürüyor!" densin.

146, 147, 148,149, 150 . Mezmurların ilk ayetleri ne der? “RAB’be övgüler sunun!”

146.Mezmur RAB’bi övme sebeplerimiz.
RAB’be övgüler sunun! 
Ey gönlüm, RAB’be övgüler sun.
2 Yaşadıkça RAB’be övgüler sunacak, 
Var oldukça Tanrıma ilahiler söyleyeceğim.
3 Önderlere, 
Sizi kurtaramayacak insanlara güvenmeyin.
4 O son soluğunu verince toprağa döner, 
O gün tasarıları da biter.
5 Ne mutlu yardımcısı Yakup’un Tanrısı olan insana, 
Umudu Tanrısı RAB’de olana! (1.Yuh. 1:3,7)
6 Yeri göğü, 
Denizi ve içindeki her şeyi yaratan, 
Sonsuza dek sadık kalan, (2.Timoteos 2:13)
7 Ezilenlerin hakkını alan, 
Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar, (Matta 5:6)
8 Körlerin gözünü açar, 
İki büklüm olanları doğrultur, 
Doğruları sever.
9 RAB garipleri korur, 
Öksüze, dul kadına yardım eder, 
Kötülerin yolunuysa saptırır.
10 RAB Tanrın sonsuza dek, ey Siyon, 
Kuşaklar boyunca egemenlik sürecek. RAB'be övgüler sunun!

RAB’bi nasıl övebiliriz?
Ayet 1 Gönlümüzle/Canımızla (Dualar).
Ayet 2 Yaşam boyu (Hizmetlerimizle)
Ayet 2 Ezgilerle