6 Şubat 2012 Pazartesi

BENİM YAPTIĞIM GİBİ…



İsa Mesih öğrencilerinin gözü önünde canlı bir şekilde hizmetkâr yüreğin tutumunu tanımladı. Hizmetkâr yüreğe sahip olmak İsa Mesih’in öğrencilerinden beklenen bir şeydir. İsa Mesih yaptığı uygulama ile öğrencilerine ve bize diğerlerine hizmet ile ilgili birçok önemli mesaj verdi.    

Yuhanna 13:1-20
Fısıh Bayramı’ndan önceydi. İsa, bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti; sonuna kadar da sevdi. 2Akşam yemeği sırasında İblis, Simun İskariot’un oğlu Yahuda’nın yüreğine İsa’ya ihanet etme isteğini koymuştu bile. 3İsa, Baba’nın her şeyi kendisine teslim ettiğini, kendisinin Tanrı’dan çıkıp geldiğini ve Tanrı’ya döneceğini biliyordu. 4Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı. 5Sonra bir leğene su doldurup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline doladığı havluyla kurulamaya başladı.
6İsa, Simun Petrus’a geldi. Simun, “Ya Rab, ayaklarımı sen mi yıkayacaksın?” dedi.
7İsa ona şu yanıtı verdi: “Ne yaptığımı şimdi anlayamazsın, ama sonra anlayacaksın.”
8Petrus, “Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın!” dedi.
İsa, “Yıkamazsam yanımda yerin olmaz” diye yanıtladı.
9Simun Petrus, “Ya Rab, o halde yalnız ayaklarımı değil, ellerimi ve başımı da yıka!” dedi.
10İsa ona dedi ki, “Yıkanmış olan tamamen temizdir; ayaklarının yıkanmasından başka şeye ihtiyacı yoktur. Sizler temizsiniz, ama hepiniz değil.” 11İsa, kendisine kimin ihanet edeceğini biliyordu. Bu nedenle, “Hepiniz temiz değilsiniz” demişti.
12Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. “Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?” dedi. 13“Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim. 14Ben Rab ve Öğretmen olduğum halde ayaklarınızı yıkadım; öyleyse, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız. 15Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek gösterdim. 16Size doğrusunu söyleyeyim, köle efendisinden, elçi de kendisini gönderenden üstün değildir. 17Bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, ne mutlu size!”
18 “Hepiniz için söylemiyorum, ben seçtiklerimi bilirim. Ama, ‘Ekmeğimi yiyen bana ihanet etti’ diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için böyle olacak. 19Size şimdiden, bunlar olmadan önce söylüyorum ki, bunlar olunca, benim O olduğuma inanasınız. 20Size doğrusunu söyleyeyim, benim gönderdiğim herhangi bir kimseyi kabul eden beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur.”

Hizmetin Önceliği
Ayet 1:   “ Fısıh Bayramı’ndan önceydi. İsa, bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti; sonuna kadar da sevdi.
İsa Mesih bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini çok iyi biliyordu. 12 saat içinde zorlu bir şekilde öleceğinizi bilseniz siz ne düşünürdünüz, neler yapardınız?
                -Yalnız başınıza dua etmek isteyebilirsiniz
                -Son düşüncelerinizi kâğıda dökmek isteyebilirsiniz
                -Belki sevdiğiniz kişi ile zaman geçirmek isterdiniz.
Neyi vurgulamak isterdiniz?

Ayet 4-5:  4Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı. 5Sonra bir leğene su doldurup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline doladığı havluyla kurulamaya başladı.

İsa Mesih de ölümüne saatler kala çok önemli bir eylemde bulundu. Adeta en değerli son saatlerini çok değerli bir şey için harcıyordu. Kirli ayakları yıkıyor, kuruluyordu. Kim hayatının en değerli son saatlerini böyle işlerle uğraşarak harcar? İsa Mesih! Neden? Çünkü alçakgönüllü, hizmetkâr bir yürek tutumunun ne kadar önemli olduğunu öğretmek istiyordu.

Filipililer 2:3-8
Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın. Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendinden üstün saysın. 4Yalnız kendi yararını değil, başkalarının yararını da gözetsin.
5Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. 6Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. 7-8Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.

İsa Mesih Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti. Sevgisini her şekilde gösterdi. Ölümünden önce bile birçok kez değişik biçimlerde gösterdi. Hizmet etmek de sevgimizi göstermenin en iyi yollarından biridir.

Önemli bir ayrıntı daha var. Bizi sevmeyenleri sevmek ve bir şekilde onlara hizmet etmek de tasvir ediliyor. İsa kendisini ele verecek olan Yahuda’nın da ayağını yıkayıp hizmet etmiştir!

Azize Teresa Amerika’da fakirler için bir sığınma evi açılışından önce bölgenin en büyük radyo istasyonunda bir röportaj için davet alır. Sohbetin sonuna doğru spiker Teresa’ya bir dileği olup olmadığını sorar. Normal şartlarda beklenen yanıt yeni açılacak bakımevleri için daha çok para verilmesini için medya aracılığı ile halka bir davet sunmasıdır. Ancak o şöyle der; “Evet bir isteğim var. Hiç kimse tarafından sevilmeyen birini bulun ve ona sevginizi gösterin”.
İsa Mesih de hizmetin önceliğini vurguladı ve gösterdi.       

Kimliğine Rağmen
Ayet 3-5
3İsa, Baba’nın her şeyi kendisine teslim ettiğini, kendisinin Tanrı’dan çıkıp geldiğini ve Tanrı’ya döneceğini biliyordu. 4Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı. 5Sonra bir leğene su doldurup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline doladığı havluyla kurulamaya başladı.

İsa Mesih kim olduğunu bile bile bu hizmeti sundu. Tanrı’dan geldiğini, yine Tanrı’ya gideceğini, Baba’nın her şeyi ona verdiğini iyi biliyordu.

Bu tutum kendi kimliğimizi görmemiz ve İsa’yı örnek almamız için örnektir. Eğer İsa Mesih alçakgönüllü bir şekilde hizmet ettiyse biz kimiz ki hizmet etmeyelim.
Dünya, medya bize toplum önünde kendimizi iyi göstermemiz gerektiğini, kendimizi yüceltmemiz gerektiğini aşılar ama Kutsal Kitap şöyle der;

Matta 23:12
Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.

İsa Mesih tüm evrenin RABBİ’DİR. İsa Mesih alçakgönüllü bir şekilde hizmet etmesinden dolayı RAB’liğinden bir şey eksilmediğini iyi biliyordu.

Toplumumuzda hizmetkâr yürekli insan sayısı giderek azalmaktadır.  Ancak şu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız. Tanrı halkı hizmetkâr bir yüreğe sahip olmalıdır.    

İsa Mesih Tarafından Hizmet Edilmeye İhtiyacımız Var   
Ayet 6-9
6İsa, Simun Petrus’a geldi. Simun, “Ya Rab, ayaklarımı sen mi yıkayacaksın?” dedi.
7İsa ona şu yanıtı verdi: “Ne yaptığımı şimdi anlayamazsın, ama sonra anlayacaksın.”
8Petrus, “Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın!” dedi.
İsa, “Yıkamazsam yanımda yerin olmaz” diye yanıtladı.
9Simun Petrus, “Ya Rab, o halde yalnız ayaklarımı değil, ellerimi ve başımı da yıka!” dedi.

Bu ayetlerde Petrus sahte bir alçakgönüllülük gösteriyor. Onun karşı gelişi İsa’yı ret etmek değil O’na kendisinin hizmet etmesi gerektiğini belirtmekti. İsa Mesih onu aydınlattı ve bir ilişki çerçevesinde hizmet etti. Petrus’da da hemen bir yürek değişimi oldu.  
Burada sanki güzel ve açık bir sembolizm görülüyor. İsa ertesi gün öldüğünde Petrus’un ve bizlerin de günahlarının tamamen temizleneceğinin işaretini verdi.

Bazen bizler de gururumuzdan İsa Mesih’in bize hizmet etmesine izin vermiyoruz. Kendi kendimize yettiğimizi düşünüyoruz. Bazen insanlar utanç verici durumlara düşebiliyor. Tanrı Oğlu İsa Mesih bizler için çarmıhta öldü dirildi ama hala kişiler kendi doğruluk ve çabalarına güveniyorlar. Ancak kişisel çaba ve uğraşlarla temizlenemeyiz ve Tanrı’nın Egemenliğine giremeyiz. Eğer bizi yıkamamış olsaydı O’nunla bir paydaşlığımız olamazdı.

Bir örnek hikâye gururlu durumumuzu biraz tasvir edecektir.
“Genç ve güzel bir bayan uzun süredir üstesinden gelemediği bir günahı hakkında konuşmak için pastörden bir randevu alır. Pastöre derdini anlatmaya başlar: ‘Pastörüm her Pazar kiliseye geldiğimde tüm bayanlara bakıyorum kendimin hepsinden daha güzel olduğumu görüyorum. Acaba bu günahı nasıl yenebilirim?’
-Pastör şöyle demiş, “Sevgili Gamze bu bir günah değil sadece bir hata”. J

Bizler de gurur sorunumuzu çözmedikçe (–kendimize yeteceğimiz düşüncesi), İsa Mesih için yeterince alan olmayacaktır.

İsa Mesih’in ayak yıkamasında bakacağımız son nokta şudur:  
Ayet 12-17
12Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. “Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?” dedi. 13“Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim. 14Ben Rab ve Öğretmen olduğum halde ayaklarınızı yıkadım; öyleyse, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız. 15Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek gösterdim. 16Size doğrusunu söyleyeyim, köle efendisinden, elçi de kendisini gönderenden üstün değildir. 17Bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, ne mutlu size!”

İsa Mesih bize harika bir örnek sundu. Elbette değişik armağanlar, meslekler var. Kimileri, lider, kimileri önder, kimileri şirket sahibi, kimileri öğretmen olabilir. Ama sonuç olarak her bir Hıristiyan statüsü, işi, cinsiyeti ne olursa olsun sevgi dolu ve alçakgönüllü bir şekilde hizmete hazır olmalıdır.

Ayak yıkama etkinliği günümüzde biraz sembolik kalıyor. Artık kirli ayaklar duşa girilerek temizleniyor. Burada öğrenmemiz gereken alçakgönüllü şekilde, zamanımızı, paramızı, gururumuzu kurban ederek hizmet etmektir.

Yani yeteri kadar zamanınız yokken zaman ayırıp komşunuzu dinlemek, yeteri kadar elinizde yokken bir başkasına yardım etmektir sadece birkaç güzel örnektir.

Havlu ve leğeni alın ve hizmet edin!


9 Ocak 2012 Pazartesi

İYİMSER MİSİN? KÖTÜMSER MİSİN?


Hayata nasıl bakıyorsunuz? İyimser misiniz yoksa kötümser mi? Genelde olayları düşünürken sonuç senaryosu iyi mi biter kötü mü?

2012 yılına girerken hepinizi geriye (2011) ve ileriye (2012) “İYİMSER” gözlerle bakmaya teşvik ediyorum.

Kilisede hizmet ettiğim yıllar içinde birçok “teşvik kırıcılık armağanı” olan insanla tanıştım. Ve armağanlarını nasıl kullandıklarını iyi gördüm. Kötümser olmak için bir çok sebep bulmak kolaydır.   

Sizleri pesimist/kötümser olmamanız için teşvik etmek istiyorum. Sizi optimist/iyimser olmaya davet ediyorum. İlerleyen satırlarda Polyannacılık oyunu oynamayacağız ama hapishanede olan bir kişinin yazdıkları ile cesaret bulacağız.

Pavlus aşağıdaki mektubu Roma’da tutukluyken yazmıştır.

Filipililer 1:2-14
Sizi hatırladıkça Tanrım'a şükrediyorum.
4-5 İlk günden şimdiye dek Müjde'nin yayılmasındaki işbirliğinizden dolayı her duamda hepiniz için her zaman sevinçle dilekte bulunuyorum.
6 Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı'nın bunu Mesih İsa'nın gününe dek bitireceğine güvenim var.
7 Hepiniz için böyle düşünmekte haklıyım. Her an yüreğimdesiniz. İster zincire vurulmuş, ister Müjde'yi savunup doğrulamakta olayım, hepiniz benimle birlikte Tanrı'nın lütfuna ortaksınız.
8 Hepinizi Mesih İsa'nın sevgisiyle nasıl özlediğime Tanrı tanıktır.
9 Duam şu ki, sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle durmadan artsın.
10-11 Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Tanrı'nın yüceltilip övülmesi için İsa Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak Mesih'in gününde saf ve kusursuz olasınız.
12 Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjde'nin yayılmasına yaramıştır.
13 Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.
14 Kardeşlerin çoğu da zincire vuruluşumdan ötürü Rab'be güvenerek Tanrı'nın sözünü korkusuzca söylemekte daha da cesur davranıyorlar.


Acaba negatif düşüncelerimiz nereden geliyor? İmanımızdan dolayı karşılaştığımız sıkıntılardan mı,  günahlarımız yüzünden mi ya da yaşadığımız ortamlardan mı sıkıntılı ve karamsarız?  

Mesih ile gelen zaferi her zaman hissedemiyoruz….NEDEN?

Açıkçası insansal günahlar ve sıkıntılar yüzünden ben de biraz karamsarım, ancak kilise ve kilisenin geleceği konusunda iyimserim. İnsani konularda, ülkemizin geleceği konusunda, ekonomik adaletsizlik işsizlik konularında belki karamsarlığım devam edecek ancak yine de ben iyimser olabilirim.

Çünkü 2000 yılı aşkın süredir kilise Şeytan’a ve tüm karşı duranlara rağmen varlığını devam ettirmiş ve devam da ettirecektir. İlk kilise dönemi İsa Mesih'e inananlar hapislere atılmış, aslanlara yem edilmiş, taşlanmış hatta öldürülmüşlerdi. “RAB topluluğumu kuracağım” dediyse kurar. Bu konuda karamsarlığı üzerimizden sıyırıp atmalıyız.

İnanç atalarımızdan Elçi Pavlus büyük bir imanla müjdeyi uluslara iletmeye kendini adadı. İnandı, adandı ve uyguladı. Hapishanedeyken bile şükranla dolu ve müjdenin yayılışı ile ilgili heyecanlıydı. Haleluya. Pavlus gibi iman adamlarına ihtiyacımız var.     

Filipililer 1:3-14 arasındaki bu teşvik edici sözler bugün bize de konuşmaktadır. RAB Tanrı 2012 yılında da sizi de kullanarak kilisesini güçlendirmeye, beslemeye, kurmaya devam edecektir.  SİZLERİ İYİMSER DÜŞÜNMEYE DAVET EDİYORUM. BÖYLECE İYİMSER DÜŞÜNEN BİR TOPLULUK OLABİLİRİZ.

İYİMSER BİR KİLİSENİN ÖZELLİKLERİ:
Ayet 3-11
1-Geçmişini unutmaz, anımsar ( Ayet 3-5)
Kutsal Kitap’ta eskiden olan iyi şeyleri anımsamanın önemli bir yer tuttuğunu görürüz. İsrail halkı Fısıh Bayramını kutlardı (Mısır'dan Çıkış 12: 1 -14). Tanrı’nın kendilerini Firavundan nasıl kurtardığını hatırlarlardı. Bizler de buna benzer bir uygulama yapıyoruz; RAB’bin sofrası. ANIMSAMA…

Mezmurlar HATIRLAMA ile ilgili birçok ayet içerir. Mesela
Mezmur 77:11
“11RAB’bin işlerini anacağım,
Evet, geçmişteki harikalarını anacağım.
12Yaptıkları üzerinde derin derin düşüneceğim,
Bütün işlerinin üzerinde dikkatle duracağım.”

Mezmur 106:7
“7Atalarımız Mısır’dayken
Yaptığın harikaları anlamadı,
Çok kez gösterdiğin sevgiyi anımsamadı,
Denizde, Kamış Denizi’nde başkaldırdılar. “  

Eminim Rab her birinizi geçmişte harika şekillerde bereketledi. Müjdeyi kendilerinden duyduğunuz kişiler bile bugün sizler için büyük bir sevinç ve övgü kaynağı olmalıdır. Sizleri imanda yetiştiren, besleyen, ağabeylik ablalık yapan iman kardeşlerini onurlandırmak iyidir.  Buradaki kardeşlik ve aile ortamı için her zaman çok şükrediyorum.

Pavlus geçmişte olanları hatırladı ve aynı zamanda gözünü geleceğe de çevirdi.

2-Geleceği İnşa Etmek ( Ayet 6) 
Altınca ayet Kutsal Kitap’taki harika ayetlerden birisidir. Tanrı harika işler yapıyor ve devam ettirip tamamlayacaktır da….

Hıristiyan yaşamı dinamik, canlı ve ileriye doğru hareket eden bir özelliğe sahiptir. Her nesil bir sonraki nesle değerleri aktarır, aktarmalıdır da. Sanki bir bayrak yarışı gibidir. Tanrı işini sadece benim ile bitirmez benimle geleceği inşa eder ve benden sonra gelenle de devam ettirir. Bugüne de işte böyle gelinmiştir.    

3-Yüce Lütuf (Ayet 7)
Pavlus Tanrı’nın Mesih aracılığı ile neler yaptığını vurgular. Bizim yapamayacağımızı İsa Mesih aracılığı ile yaptı. İsa Mesih bizimle yaşadı, günahlarımız için öldü ve tekrar dirildi. Ve her kim iman ederse sonsuz yaşam armağanını alır. Sizce bu durum iyimser olmak için yeterli bir sebep değimli?

Galatyalılar 2:21
Tanrı’nın lütfunu geçersiz saymış değilim. Çünkü aklanma Yasa aracılığıyla sağlanabilseydi, o zaman Mesih boş yere ölmüş olurdu.”




4-Sevgi ve bilginin artması (Ayet 8-9)
Sevgimiz ve bilgimiz arttıkça daha ileriye gidip iyimser bir kişi olacağız. Tanrı Sözü ile gelen bilgi ve bilgelik artık canımızı sıkan olaylara daha farklı bakmamızı sağlayacaktır. 2012 yılında bu perspektife sahip olmak için gayret edelim.

5-Gözü Sonsuzluğa Çevirmek (Ayet 10)
Tanrı bizim bir yolculukta olduğumuzun farkında olmamızı istiyor. Vaat edilen ülkeye gider gibi yoldayız. Bazılarımız Mesih gelmeden ölecekler, bazıları da Mesih’i karşılayacaklar. Ama bir gün hep beraber göksel evimizde buluşacağız. Birbirinizi bu sözlerle teselli edin, yüreklendirin. Ama size şunu söyleyeyim sonsuzluğu halen buradayken yaşamaya başlamalıyız.     

6-Övgüyü Pratiğe Dökmek
Pavlus hayatımızın övgüyle devam etmesini söyler. İyimser hayat Tanrı’ya hak ettiği övgüyü sunar. Şikâyet azalır, övgü her geçen gün artar. Cennete gitmeden önce bile göksel sevinçle dolu bir şekilde tapınılabilir.

8-Değişim (12)
İyimser davrandığımızda Tanrı’nın kötü durumları nasıl iyiye çevirdiğini de görmeye başlarız. Geçmişin acıları, sıkıntıları ve zulmü zafere dönüşebilir.  

9-Zafer (13-14)
Sonuçta Müjde duyurulmaya devam eder, kilise inşa edilir.

2012 yılında gözümüzü üstün değerlere çevirmeli ve Tanrı’sal gönenç ile dolmalıyız. Bunun için sürekli Tanrı’nın sağladıkları ile coşkun bir yaşam tarzını arzulamalıyız. Ayrıca sadece kendimiz değil çevremizdekilerin de bu umutla dolmaları ve perspektiflerini olumlu açıya çevirmelerine yardımcı olmalıyız.  

18 Aralık 2011 Pazar

İSA’DAN ÖNCE İSA’DAN SONRA (İ.Ö-İ.S)


Bazı olaylar hayatımızı tümüyle değiştirir.
Başka bir ülkeye taşınmak, evlenmek, iş değiştirmek hayat değiştiren deneyimlerdir.
Yaklaşık 25 yıl önce İsa Mesih’i RAB ve kurtarıcı olarak kabul ettim ve hayatım değişti. 12 yıl önce evlendim yine hayatım çok değişti. 9 yıl önce oğlumuz doğdu hayatım biraz daha değişti. Çocuk doğunca uyku düzenimiz değişti. Bebek ağladığında uyandık, ağlamadığında yine uyandık niye sesi çıkmıyor diye kontrol ettik.  Market alışverişlerimiz değişti. Evimiz daha gürültülü oldu. Bebek ağladığında ne için ağladığını keşfetmeye çalışıyorduk. Öfkeden mi, açlıktan mı, altı mı ıslak? Yani bebek hayatımızı çok değiştirdi.

Öyle bir bebek doğdu ki hem kendi evini hem de tüm Dünya’yı değiştirdi. Gelin doğan bu bebek neleri değiştirmiş birlikte bakalım.    

Galatyalılar 4:4-7
“Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu'nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.
6 Oğullar olduğunuz için Tanrı öz Oğlu'nun "Abba! Baba!" diye seslenen Ruhu'nu yüreklerinize gönderdi.
7 Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.
8 Ne var ki, eskiden Tanrı'yı tanımadığınız zamanlarda, gerçek olmayan tanrılara kölelik ettiniz.”

MESİH’İN DOĞUMU TARİHİ DEĞİŞTİRDİ.
Galatyalılar 4:4a- “Ama zaman dolunca…”
Yaşadığımız Dünya geçmişi ile şekillenmiştir. Türkiye’de yaşıyoruz, Türkçe konuşuyoruz. Çünkü 1071’de Malazgirt Savaşı ile Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya geldiler ve bu topraklara yerleştiler. Atalarımız bu ülkeyi korumak için birçok kişiyle savaşmışlar ve bağımsızlıklarını ellerinde tutmuşlar. Dünya geçmişte olan bir çok önemli olay ile şimdiki şeklini almıştır. Ama hiçbir olay Beytlehem’de doğan İsa Mesih’in etkilediği kadar etkilememiştir. Ne gibi etkileri olmuştur?

Hayatımızda tarihlerin önemi vardır. Sütün son kullanma tarihi, evrakların geçerlilik süresi, Cumhuriyetin İlanı… Bu tarihler nereden geliyor? İsa Mesih’in doğumundan geliyor. İsa’dan Önce ve İsa’dan sonra…
Aslında Mesih İsa birçok alanı etkiledi. Şöyle düşünün, eğer kütüphanelerde bulunan ve içinde Mesih İsa’nın adının geçtiği tüm edebi eserleri silsek, içinde Mesih’in resimleri bulunan resimleri yok etsek, heykelleri kırsak eminim geriye çok az bir bakiye kalırdı.
Özetle eğer İsa Mesih doğmamış olsaydı insanlık tarihi çok farklı olacaktı. AMA PAVLUS’UN DEDİĞİ GİBİ MESİH TAM ZAMANINDA DOĞDU! VE TARİHİ DEĞİTİRDİ. O daha da fazlasını yapmak istedi, bizim kişisel tarihimizi de değiştirmek istedi.

2.Korintliler 5:17
Bir kimse Mesih'teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.

İsa Mesih Dünyaya girdiği andan itibaren Dünya tarihini değiştirdi. Aynı şekilde bir kişinin hayatına da girince o kişinin tarihini değiştirir. Neler değişir?

1-KİŞİNİN YAŞAM YÖNÜ DEĞİŞİR. Artık kişiyi günah değil, Mesih yönetir. Kişi Mesih’i ve hayatı için yapılmış planları takip eder. Arzular değişir. Artık Tanrı’yı hoşnut etmek arzusu olur. Elbette günahla mücadele devam eder ama nihai olarak Tanrı korkusu ve sevgisi egemendir. Kişi düşse bile Mesih tarafından bağışlanmayı, temizlenmeyi arzular.
2-MESİH HAYATIMIZA GİRİNCE GELECEĞİMİZ DEĞİŞİR. O asla geçmişimizi silmez. Ancak geçmişle nasıl bağlantı kuracağımıza, şimdiki anı nasıl yaşayacağımıza ve geleceğe yönelik umut ve arzularımızı değiştirir. Bu deneyimi yaşadınız mı? Bakın kişi çok çok iyi olabilir, hatta dindar bile olabilir ancak Mesih hayatına girmemişse bu olağan üstü deneyimi yaşayamaz.

MESİH HAYATIMIZA GİRİNCE TANRI İLE OLAN İLİŞKİMİZ DEĞİŞİR:
Galatyalılar 4: 4b-5
Tanrı ile ilişkinizi bir cümle ile tarif edin dersem ne söylerdiniz? Duralım ve birkaç saniye düşünelim. Düşününce belki bir Hıristiyan olarak Tanrı ile aramda her şey yolunda bir sorun yok diyebiliriz. Peki neden?
İsa Mesih konuşmaya başladığında hep TÖVBE edin derdi. Yani düşüncenizi, yaşamınızı değiştirin derdi.
Pavlus kefaretten bahseder. Kadından doğan bizi Yasa’dan kurtarmak için ve oğullar olalım diye doğdu.
Kefaret: Satın alma ve özgür kılma anmalarını taşır.

Yuhanna 8:34
İsa, "Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir" dedi.
Günah işleyen herkes köle olur.

Hezekiel 18:20
Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.

Romalılar 6:23
Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.

Tanrı kutsal biz ise günahkârız. Kimse günahından kendi başına kurtulamaz. İnkar edebilirsiniz, yok sayabilirsiniz, kaçabilirsiniz ama kurtulamazsınız.

Yuhanna 8:36
Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.
Tanrı sadece bizi kölelikten özgür kılmak istemedi, aynı zamanda oğulları yapmak da istedi. EVLAT edinildik.
MESİH’İN DOĞUMU TANRI İLE TECRÜBELERİNİZİ DEĞİŞTİRİR.
Galatyalılar 4:6-7
Tanrı’nın çocuğu olana Kutsal Ruh verilir. O yüreğimizde yaşar. O sizin Tanrı’nın çocuğu olduğunuza dair garanti veriri. Artık köle gibi yaşamak zorunda değiliz. Göksel Baba’nın çocuğu gibi yaşamalıyız. O’nun yüreğine ulaşmak için kendi yöntemlerimizi denemeye gerek yok. Gerçekten Tanrı bu şeyleri sağlar mı? Bunun cevabını bulmanın yolu İsa Mesih’e iman etmektir.  

12 Aralık 2011 Pazartesi

Noel Bayram'ı İçin Nasıl Hazırlanabiliriz?


Yaşlı bir kadın çocukları ve torunlarına Noel hediyesi almak istemiş ancak hepsine ayrı ayrı hediyeler seçmek, paketlemek ona çok zor görünmüş. O da her birine güzel bir kart yazar, içlerine de para koyup gönderirim diye düşünmüş.
Birkaç gün sonra kadıncağız kartları gönderdiğinde içlerine para koymadığını fark etmiş.
Düşünün torunlar kartlarını açıyorlar ve içinde büyükannenin notunu okuyorlar “Kendine istediğini al!” Bazen hazırlıklarımız bizi çok yıpratır ve hayal kırıklıkları yaşatabilir.  

Bazen hazırlanmak, düşündüğümüzden biraz daha fazla zaman alabilir. Özellikle Noel’de.

Elbette biz Türkler Avrupa ve Amerika ülkelerinde yaşayan Hıristiyanlar kadar yoğun bir hazırlık yapmıyoruz. Yine de Aralık ayı gelir gelmez birçoğumuz evin gizli köşelerine saklanmış ağaçları, süsleri bulup çıkartırız. Ağaçları kurar, ışıklarımızı ve dekoratif süslerimizi asarız. Kurabiyeler, pastalar pişer, çocuklar için hediyeler hazırlanır, aslında hediye alışverişleri/takası için alışveriş yapılır. Kilise için ilahiler prova edilir, konuşmalar hazırlanır, davetiyeler basılır ve dağıtılır, evlerde misafirler ağırlanır, meraklılar ile toplantılar düzenlenir… Yani zaman NOEL’e hazırlanma zamanıdır…

Peki tüm bu sayılanlar içinde acaba kalbimizi hazırlamak için biraz zamanımız var mıdır?

Yeşeya 40:3
“Şöyle haykırıyor bir ses: "Çölde RAB'bin yolunu hazırlayın, Bozkırda Tanrımız için düz bir yol açın.”
Bu ayetler Vaftizci Yahya’nın hizmetinden bahsetmektedir. Ayet projeler yapmaktan, teknik hazırlıktan bahsetmiyor ama İsa Mesih’e hoş geldin demek için kalbin hazırlanışından bahsediyor. Bugün bu çağrıyı tekrarlamak istiyorum ve hazırlık için 3 tavsiyede bulunmak istiyorum.

I.TEKRAR ÇOCUK OLMAK
Belki bazen bayramların sadece çocuklar için olduğunu düşünebiliriz. Bizim evde sanki bayram en çok oğlumuz tarafından bekleniyor. Acaba biz yetişkinler İsa Mesih’in doğumunu kutlamak için çok mu yaşlıyız? Eğer öyle düşünüyorsanız biraz çocuklaşmak iyi olur.
İsa Mesih’in Nikodim ile yaptığı sohbette ilginç bir tabir kullanır. Tanrı’nın Egemenliğine girmenin tek yolunun yeniden doğmak olduğunu söylemişti İsa Mesih. Ve bu söz Nikodim’in kafasını karıştırmıştı.
Buna benzer başka bir ifade daha İsa Mesih’in ağzından duyulmuştu.             
Luka 18:15-17
Bazıları bebekleri bile İsa'ya getiriyor, onlara dokunmasını istiyorlardı. Bunu gören öğrenciler onları azarladılar.
16 Ama İsa çocukları yanına çağırarak, "Bırakın, çocuklar bana gelsin, onlara engel olmayın!" dedi. "Çünkü Tanrı'nın Egemenliği böylelerinindir.
17 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı'nın Egemenliği'ni bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez."

İsa Mesih bu sözler ile ne demek istemiştir?
İsa Mesih ne demek istememiştir bakalım:
-Büyümek problem değil.
-Çocuklar elbette her zaman küçük melekler değiller.
İsa Mesih yaşça büyümemize rağmen aslında Dünya’sal birçok konuda büyümediğimizi de vurgulamak ister. Affetmeme, öfke, bencillik, gibi olumsuz konularda çok eksiğiz, gelişemiyoruz. Gelin bu bayram döneminde bu konularda çocuk gibi olalım.

TÖVBE EDELİM:
-Belki birisi ile sorununuz var, bağışlayın. Tıpkı çocuklar gibi, kavga ederler birkaç dakika sonra oynamaya devam ederler.
-Çocuklar birçok konuda yetişkinlere bağımlı ve onlara muhtaçtır. Bu bayramda da Tanrı’ya muhtaç olduğumuzu, onsuz birçok şeyi yapamadığımızı hatırlayalım. Eğer çocuğun iyi anne-babası varsa yiyecek içecek için kaygılanmaz, elbiseleri hakkında fazla düşünmez, okula nasıl ulaşacağını tasa etmez. Çocuk tamamen ailesine güvenmektedir.

Matta 7:9-11
Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir?
10 Ya da balık isterse yılan verir?
11 Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanız'ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?       

İsa Mesih bize babasına bağlı bir çocuk gibi olmamız gerektiğini hatırlatır.
Yaptığı konularda kendisine güvenen değil yapamadığı konularda Babasına güvenen bir çocuk gibi olmamızı ister.

Çocuklar Dünya’yı bizden farklı algılarlar. Basit şeylerle sevinip heyecanlanırlar. Kayan bir yıldız görmek, bir tırtılın sürünmesi, karıncanın koca bir yaprağı taşıması, Davut ile Golyat’ın öyküsü…onların çok dikkatini çeker. Ama bizler bu konular için fazla büyüğüz, ilgilenmeyiz bizi çok heyecanlandırmaz.

Sanki aynı şekilde Noel’de bizler için sıradan bir gün gibi mi olmaya başlıyor? O zaman durup tekrar düşünelim. İsa Mesih niçin geldi, nasıl geldi? Merakla düşünelim, araştıralım. O’nun yüceliğini ve iyiliğini derinlemesine hissetmeye çalışalım. TIPKI BİR ÇOCUK GİBİ.

Dünyada ne harikalar yapmış, doğada, evren ve özellikle sizin hayatınızda neler yaptı ve yapmaktadır.

II. VERMENİN BEREKETİNİ KEŞFETMEK
Bir kişi: Noel hediyesiz Noel olmaz demiş. Genelde bayramlarda hediyeler alınır ve verilir. Bu söz bir anlamda doğrudur. Ancak VERMENİN BEREKETİNİ keşfettiğimizde anlam kazanır.

Elçiler 20:35
Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa'nın, 'Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur' diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim.
İsa Mesih “vermek almaktan iyidir” demiştir.

Luka 6:38
Verin, size verilecektir. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız."

Problem bu ayeti okuyoruz ama emin miyiz?
Toplumumuz almak vermekten iyidir ilkesini yaşıyor. Tüketmek, hep almak ama vermemek…
Çocuklarımız bile bayramlarda genelde “bana ne alacaksınız” derler. Acaba bu bayramda ne verebilirim demezler.

Amerika’da Noel zamanı büyük bir alışveriş çılgınlığı olur. Mall’lar çarşılar insanlarla dolar, trafik kilitlenir ve abartısız insanlar 1000’lerce dolar harcarlar. Ve genelde bayram döneminde Salvation Army isimli bir yardım kuruluşu çarşılarda malların yanında yardım toplamaya çalışırlar. İçeride binlerce dolar harcanır ama bu yardım kurumlarına birkaç sent verilir. Bu durum düşündürücüdür.   

Birbirlerimize hediye almak ya da değiştirmek çok iyidir. Ben de hediyeler almayı, açmayı severim. Ancak bir de şöyle düşünün; Bir açı doyurmak, yalnız birini ziyaret etmek, birisine yürekten gelen birkaç cümle ile bir teşvik kartı vermek ne kadar hoş olur.

Orta doğuda bir ülkede yaşayan bir Amerikalı adam Noel zamanı nasıl bayram kutlayacağını düşünmüş. Ancak ne katılacağı bir kilise ne de bir etkinlik varmış. Gidip şeker satın almış ve sokaktaki çocuklara dağıtmış. Çok basit ama hoş bir uygulama. Vermek almaktan iyidir.

Yuhanna 3:16 Tanrı….biricik Oğlu’nu verdi…

Bu bayramda sizleri vermenin bereketlerini keşfetmeye davet ediyorum. Alacağınız hediyeler ile sevinin ancak veren kalbin coşkusunu da yaşayın.

III. IŞIKLARI YAKIN.
Filipililer 2:14-15
Her şeyi söylenmeden ve çekişmeden yapın ki, yaşam sözüne sımsıkı sarılarak aralarında evrendeki yıldızlar gibi parladığınız bu eğri ve sapık kuşağın ortasında kusursuz ve saf, Tanrı'nın lekesiz çocukları olasınız. Öyle ki, boşuna koşmadığımı, boşuna emek vermediğimi görerek Mesih'in gününde övünecek bir nedenim olsun.

Işıkları çok severim. Renkli yanıp sönen ışıklar. Özellikle ağaca astığımız o renkli olanları. Bu konuda Amerikan halkına hayran kaldım. Evleri, bahçeleri ışıl ışıl oluyor.
İsa Mesih “Dünya’nın ışığı Ben’im” dedi.  Ve aynı zamanda Dünya’nın ışığı sizsiniz dedi. Pavlus aynı gerçeği tekrar eder. Dünya’nın İsa Mesih’siz koyu bir karanlıkta olduğunu ve bu karanlık dünyayı bir şekilde kilisenin aydınlattığını söyler.
Bizim diğerlerinden farklı yaşamamız gerekiyor. Herkes kızıp şikayet ederken bizim şükretmemiz, herkes öfke ve kinle doluyken bizim sevmemiz ve bağışlamamız gibi davranışlar ile farklılığımız göstermeliyiz. Yani IŞIK GİBİ PARLAMALIYIZ.

Matta 5:16
Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!"
İnsanlar Noel’in İsa Mesih’in Doğuşu olduğunu bilmeliler. Ama aynı zamanda O’na iman edenlerin hayatında neler olduğunu da açıkça görmelidirler.
Şunu da bilmeliyiz ki aslında kendi doğruluğumuzu gösterme zamanı değil İsa Mesih’i yansıtma zamanıdır. Tıpkı Ay gibi olmalıyız. O kendi ışığını değil, Güneşin ışını yansıtır. Aynı zamanda bu ışığın diğer insanların hayatına da parlaması için aracılık etmektir. Bunun için kendinizi hazırlamanız gerekir.
1.Petrus 3:15
Mesih'i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun.
Bu NOEL’de Çocuklar gibi olup, vermenin bereketleri ile parlayabiliriz.  

6 Aralık 2011 Salı

İMAN ve KAYGILAR


OKUMALAR:
Mezmurlar 37:3-7
Sen RAB'be güven, iyilik yap, Ülkede otur, sadakatle çalış.
4 RAB'den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir.
5 Her şeyi RAB'be bırak, O'na güven, O gerekeni yapar.
6 O senin doğruluğunu ışık gibi, Hakkını öğle güneşi gibi Aydınlığa çıkarır.
7 RAB'bin önünde sakin dur, sabırla bekle; Kızıp üzülme işi yolunda olanlara, Kötü amaçlarına kavuşanlara.

2.Korintliler 5:7
"Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız". 
En son ne zaman ve ne için kaygı duydunuz? Ya da bu günlerde sizi kaygılandıran bir konu var mı? Biz hayatımız boyunca hem kaygıyı hem de imanı deneyim ederiz.  

KAYGI: Genelde kontrolümüz dışında olan ve sonucunda ne olacağını çok tahmin edemediğimiz ya da istenmeyen durumların ortaya çıkacağı endişesidir.
Kısacası bizi kaygılandıracak milyonlarca konu olması muhtemeldir. İman ise geleceğe ümitle bakmamızı sağlar.
İMAN: hayatımızı ve durumları Tanrı’nın eline bırakma eylemidir.
İMAN ve KAYGI asla birlikte olamaz.
Her ne zaman yönetimi, kontrolü Tanrı’nı verirsek, O’na tam olarak güvenirsek kaygı ve endişeden özgür olabiliriz. Yalnız Tanrı’ya en iyiye ulaşma arzusundan vazgeçerek, öğütler vermemek önemli bir ayrıntıdır.  
I-KAYGIYLA DOLU OLDUĞUMUZDA İMANIMIZ OLMAZ, İMANLA DOLUYSAK KAYGI ÇEKMEYİZ
1-İman, durumları görmeden harekete geçmektir. (Arkan dönük sandalyeye oturma eylemi)
   -İman işaret ve duygulara bakmaz. (Durumlar çok kötü görünebilir.)
   -İman basitçe Tanrı’ya güvenmektir, çünkü O Tanrı’dır.
   -İman; bir adımdır. İsa….BANA GEL…dedi. (Matta 14:29)
   -İman bir el uzatmadır. Elimizi İsa Mesih’e uzatırız. (Teslim olmak)
   -İman görünmeyen şeyleri görmektir. (Duvar arkasında ne var)
   -İman, itaat sonucu Tanrı’nın sesini duymaktır.


2-İman yolu, sürekli sıradan yaptığımız şeylerin yolu değildir.   
  -İman: kendimiz için yapamadığımız şeyleri Tanrı’nın bizim için yapacağına güvenmektir.
  -İman kendi gücümüzle çırpınmaktan vazgeçip, Tanrı’da dinlenmektir.   


3-İMAN her konuda TANRI’YA bakmaktır. (Hastalıklar, ekonomi, iş, ilişkiler, gelecek…)
  -İman Tanrı Sözü’ne güvenmektir. Sorgulamak ve açıklama beklemek gerekmez.
  -İnançsızlık, Tanrı’nın çalışmasını beklemez kendi yollarını hazırlar.
  -İnançsızlık Tanrı’dan bir şey dilemez ve O’ndan bir şey kabul etmez.


4-İman zafer kazandırır.
  -İman kuşku duymadan istemektir.
  *Markos 11:23
    Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, 'Kalk, denize atıl!' der ve yüreğinde kuşku duymadan     
   dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.
  *Markos 9:23
    İsa ona, "Elimden gelirse mi? İman eden biri için her şey mümkün!" dedi.
   -İman: bekler, Tanrı’ya güvenir ve bahaneler bulmaz.


5-İMAN Tanrı’yı onurlandırmanın yoludur.
   -İman Tanrı ile işbirliği yaptığımız bir durumdur.
   -Tanrı, sadece kendisine güvenmemizi ister.
    Yeşeya 12:2 “Tanrı kurtuluşumuzdur. O'na güvenecek, yılmayacağız. Çünkü RAB gücümüz ve
    ezgimizdir. O kurtardı bizi”.

II-KAYGILAR ZİHNİMİZİ, CANIMIZI, RUHUMUZU ve BEDENİMİZİ YOK EDEBİLİR.
1-Bedenimizin Tanrı’nın tapınağı olduğunu unutmayalım.
  -Kutsal Ruh’un tapınağına zarar vermek günahtır.
  -Kaygı uzun vadede zihni ve bedeni tüketir. (Akıl ve ruh sağlığı, bedensel sorunlar)
  -Kaygı hiçbir problemi çözmez, hiçbir durumu düzeltmez ve yanlış sonuçlar doğurur.
   Matta 6:27 “Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?”
   Mezmur 35:7 Her şeyi RAB'be bırak, O'na güven, O gerekeni yapar.
  Yakup 4:2-3 “Bir şey arzu ediyor, elde edemeyince adam öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, isteğinize 
  erişemeyince çekişip kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan dilemiyorsunuz.3 
  Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna 
  kullanmak için diliyorsunuz”.
  Matta 7:11 Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, 
  göklerdeki Babanız'ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?”


2-İsa Mesih bize doğa aracılığı ile harika bir teşvik verir.
   Matta 6:28-31
“Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne   
  çalışırlar, ne de iplik eğirirler.29 Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile   
  bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.30 Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle    
 giydiren Tanrı'nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar? 31 "Öyleyse, 'Ne 
 yiyeceğiz?' 'Ne içeceğiz?' ya da 'Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın.”
 Matta 10:29-31
İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanız'ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez. 30 Size gelince, başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır. 31 Onun için korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
               
3-Tanrı sizce kendi benzeyişinde yarattığı biz çocuklarına bakmaya muktedir midir?
  -EVET ve AMİN!


4-Biz bazı zamanlar O’ndan gelen kurtuluşa kavuşacağımıza iman ediyoruz ama günlük konularda güvenmiyoruz.


5-Eğer günlük ihtiyaçlar konusunda Tanrı’ya güvenemiyorsak sonsuz yaşam ile ilgili konularda O’na nasıl güvenebiliriz?   

III. KAYGI ÇEKEN BİR İMANLI TANRI’YI HOŞNUT ETMEZ
1-Tanrısız bir yaşam Tanrısal değerlerden çok dünyevi ihtiyaçlar peşinden koşar.
2-Kaygı ve endişeli bir imanlının tavrı Göksel Krallığa yakışmaz.
3- Kaygı dolu yaşam Tanrı’yı tanımayanların tavrıdır.
*1.Petrus 5:6-7
 Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı'nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın.7 Bütün kaygılarınızı O'na yükleyin, çünkü O sizi kayırır.
İbraniler 13:5
Yaşayışınız para sevgisinden uzak olsun. Sahip olduklarınızla yetinin. Çünkü Tanrı şöyle dedi: "Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü bırakmayacağım."
SONUÇ
-Şunu birlikte düşünelim. Tüm Dünyayı yaratan ve kurtuluşumuz için biricik oğlu İsa Mesih’i Dünya’ya gönderen Tanrı ihtiyaçlarımızı karşılamaz mı?
-Göksel yerlerde bize bir konut hazırlayan Tanrı bu Dünya’da bizimle ilgilenmez mi?
-Şunu iyi bilmeliyiz. Eğer imanımız varsa kaygı çekmeyeceğiz. Eğer kaygı varsa iman olmayacaktır. Hangisini seçeceğiz?
KAYILARIMIZI TANRI’YA VERELİM!